Fishenglish › Sorular › Kelime Soruları

Çözümlü sorular · 10 soru

YDS ve YÖKDİL kelime soruları (çözümlü)

YDS'nin ilk 6 sorusu: boşluğa uyan kelimeyi bul. Sınav düzeyinde 10 özgün soru, her şıkkın açıklamasıyla.

Güncelleme: · Fishenglish ekibi

Bu sayfada 2 bölüm
  1. 10 soru, açıklamalı
  2. Nasıl çözülür?

10 soru, açıklamalı

1–6. sorular. Boşluklu bir cümle ve aynı türden beş kelime (beş fiil ya da beş isim) verilir. Şıkkını seç; doğru cevabı ve seçtiğin şıkkın neden olmadığını hemen oku.

0 / 10 çözüldü · 0 doğru
Soru 1Kelime bilgisi

Only when infants were presented with events that ---- their nascent expectations about object permanence, such as a toy appearing to pass through a solid barrier, did researchers record the prolonged looking times now widely interpreted as an index of surprise.

  1. Corroborate doğrulamak, desteklemek demektir; beklentiyi doğrulayan bir olay şaşkınlık yaratmaz.

  2. Assuage bir kaygıyı ya da acıyı yatıştırmaktır; beklentiyle kullanılmaz ve şaşkınlıkla mantıksal bağı yoktur.

  3. Presuppose önceden varsaymaktır; olayın beklentiyi varsayması anlamsızdır ve şaşkınlığı açıklamaz.

  4. Instantiate bir kavramı somut bir örnekle gerçekleştirmektir; beklentiyi somutlaştıran olay beklenen olaydır, şaşırtıcı değildir.

Doğru cevap A

Oyuncağın katı bir engelin içinden geçiyormuş gibi görünmesi, bebeklerin nesne kalıcılığına dair beklentilerine aykırı bir olaydır. Şaşkınlığın göstergesi sayılan uzun bakma süreleri de ancak beklenti çiğnendiğinde ortaya çıkar. Bu nedenle 'aykırı düşmek, çiğnemek' anlamındaki contravened doğru cevaptır.

Soru 2Kelime bilgisi

The exceptional hardness of nanocrystalline metals is largely a ---- of the Hall-Petch relationship: the finer the grains, the more boundaries there are to impede dislocation motion, and hence the greater the stress required for plastic deformation.

  1. Precursor bir şeyden önce gelen öncüldür; sertlik Hall-Petch ilişkisinden önce gelmez, ondan kaynaklanır.

  2. Antithesis tam karşıt demektir; açıklama sertliğin bu ilişkiyle çeliştiğini değil, ondan çıktığını gösterir.

  3. Misnomer yanlış adlandırmadır; sertlik bir ilişkinin yanlış adı olamaz.

  4. Caveat uyarı, çekincedir; ardından gelen açıklama bir uyarı değil, nedensel bir açıklamadır.

Doğru cevap B

Corollary bir ilkeden doğrudan çıkan sonuç demektir. İki noktadan sonraki açıklama, sertliğin Hall-Petch ilişkisinin mantıksal bir uzantısı olduğunu (taneler küçüldükçe dayanım artar) gösterdiği için doğru cevaptır.

Soru 3Kelime bilgisi

By immunising the contacts of each newly confirmed case, and in turn the contacts of those contacts, ring vaccination seeks to ---- a wider epidemic before transmission chains become too diffuse to trace.

  1. Touch off bir şeyi tetiklemek demektir; aşılamanın salgını başlatmayı amaçlaması mantığa aykırıdır.

  2. Play down bir şeyin önemini küçümsemek demektir; bu bir söylem eylemidir, salgını fiilen engellemeyi anlatmaz.

  3. Wear off bir etkinin zamanla geçmesi demektir ve nesne almaz; a wider epidemic nesnesiyle kullanılamaz.

  4. Bring about bir şeye yol açmak demektir; aşılama programının amacının tam tersini ifade eder.

Doğru cevap C

Head off, bir sorunu ortaya çıkmadan ya da büyümeden önlemek demektir. Halka aşılamada temaslılar ve onların temaslıları aşılanarak bulaş zincirleri izlenemez hale gelmeden geniş bir salgının önüne geçilmeye çalışılır. Before ile anlatılan erken müdahale fikri head off ile tam örtüşür.

Soru 4Kelime bilgisi

To ---- a reliable dream report, investigators must wake sleepers abruptly from REM sleep, since whatever is recalled upon spontaneous awakening tends to decay within minutes, leaving only fragmentary and reconstructed accounts.

  1. Evoke bir duygu, anı ya da imgeyi akla getirmektir; birinden rapor ya da yanıt elde etme anlamı taşımaz.

  2. Provoke genellikle olumsuz bir tepkiye yol açmak, kışkırtmaktır; güvenilir bir rapor almak anlamına gelmez.

  3. Invoke bir yasaya, otoriteye ya da ilkeye başvurmaktır; rüya raporu elde etmeyi anlatmaz.

  4. Evince bir niteliği ya da duyguyu kendinde açıkça göstermektir; araştırmacıların başkasından rapor almasını değil, kendi özelliklerini sergilemesini anlatır.

Doğru cevap D

Elicit birinden bilgi, tepki ya da yanıt almak, onu ortaya çıkarmaktır. Araştırmacılar uyuyan kişiyi REM uykusundan uyandırarak ondan güvenilir bir rüya anlatımı elde etmeye çalışır. Bu nedenle rapor ve yanıt elde etme anlamını veren tek fiil elicit'tir.

Soru 5Kelime bilgisi

Marketed by its developers as a universal improvement, the drought-tolerant maize turned out, once independent trial data had been pooled, to offer a yield advantage that was ---- conditional: it materialised only under severe water stress and vanished, or even reversed, wherever rainfall was adequate.

  1. Ostensibly görünüşte demektir; veriler avantajın gerçekten koşula bağlı olduğunu kanıtladığı için 'görünüşte koşullu' demek çelişkilidir.

  2. Scarcely conditional neredeyse hiç koşula bağlı olmayan anlamına gelir; avantajın yalnızca kuraklıkta görülmesi bunun tam tersidir.

  3. Indiscriminately ayrım gözetmeksizin demektir ve eylemleri niteler; koşulluluk bildiren bir sıfatla anlamlı bir birleşim oluşturmaz.

  4. Negligibly ihmal edilebilir ölçüde demektir; avantajın tamamen yağışa bağlı olduğu anlatıldığı için koşulluluğun önemsiz olduğu söylenemez.

Doğru cevap D

İki noktadan sonraki açıklama verim avantajının yalnızca şiddetli su stresi altında ortaya çıktığını, yeterli yağışta ise kaybolduğunu söyler. Bu, avantajın kesin biçimde bir koşula bağlı olduğunu gösterir; bu nedenle strictly conditional doğru seçenektir.

Soru 6Kelime bilgisi

Critics were quick to seize upon the ---- of a reform that extolled the virtues of self-reliance while simultaneously withdrawing the very childcare subsidies on which single parents' capacity to remain in paid employment had depended.

  1. Probity dürüstlük, ahlaki doğruluktur; eleştirmenlerin bir reformun dürüstlüğünü olumsuz bir kusur olarak yakalaması anlamsızdır.

  2. Verisimilitude gerçeğe benzerlik, inandırıcılıktır; eleştirmenler reformun inandırıcılığına değil, while simultaneously ile kurulan iç çelişkiye saldırmaktadır.

  3. Efficacy etkililiktir; eleştirmenlerin etkililiği yakalaması olumlu bir anlam taşır ve while simultaneously ile kurulan çelişkiyi karşılamaz.

  4. Impunity cezasızlıktır; bir reformun cezasızlığından söz etmek bağlama uymaz.

Doğru cevap A

Reform bir yandan kendi ayakları üzerinde durmayı övmekte, öte yandan bunu mümkün kılan çocuk bakım desteklerini kaldırmaktadır. Eleştirmenlerin üzerine atladığı şey bu iç çelişki, yani tutarsızlıktır. Tutarsızlık, uyumsuzluk anlamındaki incongruity doğrudur.

Soru 7Kelime bilgisi

Rather than restoring the fresco to an imagined original state, the conservators chose merely to ---- its further deterioration, stabilising the flaking plaster while leaving earlier losses visibly unfilled.

  1. Precipitate bir süreci hızlandırmak demektir; koruma amaçlı müdahalenin bozulmayı hızlandırması mantıkla çelişir.

  2. Exacerbate kötüleştirmek demektir; stabilising ifadesiyle tam tersi bir anlam verir.

  3. Redress bir haksızlığı ya da dengesizliği gidermek demektir; eski kayıpların bilerek doldurulmadığı bir onarım yaklaşımıyla uyuşmaz.

  4. Rectify hatayı düzeltmek demektir; henüz gerçekleşmemiş daha fazla bozulma düzeltilemez, ancak durdurulabilir.

Doğru cevap C

Konservatörler eseri eski haline getirmek yerine sıva dökülmesini sabitleyip daha fazla bozulmayı durdurmayı seçmişlerdir. Bir süreci durdurmak anlamındaki arrest, deterioration ile doğal biçimde kullanılır ve merely ile verilen sınırlı müdahale fikrine uyar.

Soru 8Kelime bilgisi

The recovery of isotopically distinct tooth enamel from several Neolithic burials has ---- considerable credence to the long-contested hypothesis that the earliest farming communities in the region were founded by migrants rather than by local foragers who adopted cultivation.

  1. Pay heed to ya da pay attention to kalıplarında geçer; pay credence diye bir eşdizim yoktur.

  2. Draw attention to kalıbında to alır ama credence ile eşdizim oluşturmaz.

  3. Bear witness to kalıbında kullanılır; bear credence İngilizcede kullanılmaz.

  4. Cast doubt on kalıbında geçer ve anlamca kuşku düşürmektir; hem edat hem anlam cümleye uymaz.

Doğru cevap A

Diş minesindeki izotop farklılıkları, göç hipotezini güçlendiren bir kanıt olarak sunulmaktadır. Bir görüşe inandırıcılık kazandırmak İngilizcede lend credence to kalıbıyla ifade edilir. Bu nedenle doğru fiil lent'tir.

Soru 9Kelime bilgisi

Unless prescribing practices are overhauled, resistance genes, which bacteria exchange among themselves with startling ease, will spread ---- through hospital populations, rendering once-reliable antibiotics all but useless.

  1. Sporadically ara sıra, düzensizce demektir; ara sıra görülen bir yayılma antibiyotikleri işe yaramaz hale getirmez.

  2. Negligibly önemsiz ölçüde demektir; ihmal edilebilir yayılma cümlenin vardığı ağır sonuçla çelişir.

  3. Tentatively çekingen, deneme niteliğinde demektir; genlerin yayılması gibi biyolojik bir süreci nitelemez ve startling ease ile uyuşmaz.

  4. Reversibly geri döndürülebilir biçimde demektir; cümle düzeltilemeyecek bir tehlikeden söz ettiği için mantığa aykırıdır.

Doğru cevap D

Genlerin bakteriler arasında şaşırtıcı bir kolaylıkla aktarılması ve antibiyotiklerin neredeyse işe yaramaz hale gelmesi, yayılmanın durdurulamaz olduğunu gösterir. Inexorably engellenemez biçimde, amansızca anlamına gelir. Bu nedenle cümlenin uyarı tonuna tek uyan zarftır.

Soru 10Kelime bilgisi

Whether caloric restriction, which in rodents appears to ---- the onset of age-related pathology by several months, confers comparable benefits in humans remains moot, not least because adherence sustained over decades is so notoriously elusive.

  1. Bring forward bir şeyi öne çekmektir; hastalığın daha erken başlaması fayda olarak nitelendirilemez.

  2. Play down bir şeyin önemini küçük göstermektir; bir diyet hastalığın başlangıcını küçümseyemez ve by several months ile anlamlı yapı kurmaz.

  3. Phase in bir şeyi aşamalı olarak devreye sokmaktır; hastalığın başlangıcını devreye sokmak hem anlamsızdır hem fayda fikriyle çelişir.

  4. Rule out bir olasılığı tamamen dışlamaktır; by several months gibi bir süre tümleciyle kullanılmaz ve kısmi bir gecikmeyi anlatmaz.

Doğru cevap A

Cümle kalori kısıtlamasının farelerde sağladığı faydadan (benefits) söz eder; bu fayda hastalığın başlangıcını birkaç ay ertelemektir. Push back bir şeyi ileri bir tarihe ertelemek anlamına gelir ve by several months tümleciyle doğal biçimde kullanılır. Bu nedenle hem anlam hem yapı açısından uygun tek seçenektir.

Nasıl çözülür?

  • Boşluğun yanındaki edata bak: "---- to" attribute, contribute, adhere gibi fiilleri; "---- from" derive, refrain gibi fiilleri getirir.
  • Nesneye ya da özneye bak: "---- a risk" pose, "---- symptoms" alleviate ister.
  • Cümlenin tonunu bul: olumsuz bir sonuç anlatılıyorsa olumsuz kelime (undermine, hinder) gelir.

Konunun anlatımı: Akademik kelime.

Sorular Fishenglish için özgün olarak yazıldı; ÖSYM'nin çıkmış sorusu değildir. Çıkmış sorular için ÖSYM bağlantılarına bak.

İlgili rehberler

Sırada ne var

Buradan devam et

Ücretsiz mini denemeyi çöz20 soru · kayıt yok · sonunda yaklaşık puanın

Bu tipten seviyene göre yüzlerce soru. Fishenglish'te her gün seviyene göre yeni sorular, yanlışların için hata defteri ve aralıklı tekrar var. Her sorudan sonra bütün şıkların açıklamasını Türkçe okursun.

Mini deneme20 soru · ücretsiz · kayıt yokBaşla →