Bu sayfada 2 bölüm
10 soru, açıklamalı
68–71. sorular. Verilen İngilizce cümleye anlamca en yakın İngilizce cümle sorulur. YÖKDİL'de bu bölüm yoktur. Şıkkını seç; doğru cevabı ve seçtiğin şıkkın neden olmadığını hemen oku.
It would be premature to infer from these kinship terminologies that the communities in question were invariably matrilineal, though the evidence does not preclude such an arrangement in some of them.
Kaynak bu çıkarımı erken bulur; bu seçenek ise kesin kanıt varmış gibi davranarak kesinlik derecesini yükseltir.
Kaynak bazı topluluklarda anasoylu düzeni dışlamaz; bu seçenek bu olasılığı tamamen ortadan kaldırır.
Toplulukların çoğunun babasoylu olduğu ve bunun genel kabul gördüğü iddiası kaynakta yoktur.
Premature kaynakta çıkarımın erken olduğunu bildirir; bu seçenek onu terimlerin incelenmesine bağlayarak anlamı ve sırayı bozar.
Doğru cevap E
Premature to infer, eldeki terimlerin henüz böyle bir sonuca izin vermediğini; invariably ise reddedilen iddianın tüm topluluklar için geçerli olduğunu gösterir. Does not preclude ... in some of them, bazı topluluklarda anasoylu düzenin olasılığını açık bırakır; doğru seçenek hem bu çekinceyi hem de olasılığı korur.
The fossil record, fragmentary as it is, lends at best tentative support to the hypothesis that feathers first evolved for thermoregulation rather than flight.
Kaynak desteğin zayıf ve geçici olduğunu söyler; conclusively confirms kesinlik derecesini yükseltir.
Kaynaktaki hipotez tüylerin önce ısı düzenlemesi için evrildiğidir; bu seçenek sırayı tersine çevirerek uçuşu öne alır.
Kaynak zayıf da olsa bir destekten söz eder; no support whatsoever bu desteği tamamen ortadan kaldırır.
Fosil kaydının eksikliği ile tüylerin işlevi arasında kaynakta bir neden-sonuç ilişkisi yoktur.
Doğru cevap E
At best tentative support, desteğin en iyi ihtimalle zayıf ve geçici olduğunu bildirir; only weak, provisional support bu derecelendirmeyi korur. Fragmentary incomplete, thermoregulation ise regulating body temperature ile karşılanmış, tüylerin uçuştan önce ısı düzenlemesi için evrildiği hipotezi aynen aktarılmıştır.
Although a causal contribution of the microbiome to affective disorders remains unsubstantiated, the associations documented to date are too consistent to be written off as artefacts of study design.
Her iki yarıyı da anıyor gibi görünse de kaynak ilişkilerin tasarım yapaylığı sayılamayacağını söyler; most plausibly explained as artefacts bu sonucu tersine çevirir.
Kaynakta tutarlılık nedenselliği kanıtlamaya yetmez; sufficient to establish kanıt düzeyini yükselterek henüz gösterilmemiş olanı gösterilmiş sayar.
Kaynak ilişkileri tutarlı olarak niteler; vary considerably bunu tutarsızlığa çevirip tasarım yapaylığı sonucuna varır.
Kaynakta tutarlılık bulguların gücüne aittir; bu seçenek tutarlılığı çalışmaların tasarımına yükleyip onu kanıt eksikliğinin nedeni yaparak mantığı bozar.
Doğru cevap C
Remains unsubstantiated nedensel katkının henüz gösterilmediğini, too consistent to be written off ise bulunan ilişkilerin tasarım kaynaklı yapay sonuçlara bağlanamayacak kadar tutarlı olduğunu bildirir. Doğru seçenek has yet to be demonstrated ve cannot be put down to ifadeleriyle bu iki derecelendirmeyi birlikte korur. Ne kanıt iddiası yükseltilmiş ne de ilişkinin gücü düşürülmüştür.
Not until the stratigraphy of the lower mound had been re-examined did excavators concede that monumental architecture predated, rather than followed, the emergence of centralised grain storage.
Kaynakta anıtsal mimari önce gelir; bu seçenek tahıl depolamanın önce ortaya çıktığını söyleyerek sıralamayı tersine çevirir.
Concede fiili kazıcıların bu görüşü isteksizce, sonradan kabul ettiğini gösterir; 'her zaman savunmuşlardı' ifadesi bununla çelişir.
Kaynağa göre kabul ancak yeniden incelemeden sonra gelmiştir; even before ifadesi zamanlamayı tersine çevirir.
Kaynakta tahıl depolamanın varlığından şüphe edildiğine dair bir neden yoktur; bu seçenek uydurma bir gerekçe sunar.
Doğru cevap B
Not until ... did devrik yapısı kabulün ancak katmanlar yeniden incelendikten sonra gerçekleştiğini bildirir; only after aynı zaman ilişkisini kurar. Predated rather than followed ifadesi de anıtsal yapıların tahıl depolamadan önce ortaya çıktığı şeklinde doğru aktarılmıştır.
The ostensibly altruistic behaviour of worker ants is readily explicable once one takes into account the inordinately high degree of relatedness within the colony.
Kaynak davranışın kolayca açıklanabildiğini söyler; hard to explain bunu tersine çevirir, truly de ostensibly sözcüğünün çekincesini siler.
Altruistic özverili demektir, selfish değil; ayrıca kaynak akrabalığın çok yüksek olduğunu söyler, düşük değil.
Kaynakta akrabalık koloni içindedir; davranışın başka kolonilerdeki karıncalara yöneldiği iddiası kaynakta yoktur.
Kaynakta akrabalık davranışı açıklayan etkendir; bu seçenek açıklanan ile açıklayanın yerini değiştirir.
Doğru cevap A
Ostensibly seemingly, altruistic selfless, readily explicable easy to account for, inordinately high degree of relatedness ise exceptionally close genetic kinship ile karşılanmıştır. Görünürde özverili davranışın koloni içindeki yüksek akrabalık dikkate alınınca kolayca açıklandığı anlamı korunur.
So effective did the vaccination campaign prove that the disease, once endemic throughout the region, had been confined to a mere handful of districts within a decade.
Kaynakta birkaç bölge hastalığın on yıl sonra kaldığı yerlerdir; bu seçenek onu hastalığın eskiden görüldüğü alan yapar ve tamamen yok edildiğini ekler.
Kaynakta hastalığın sınırlanması kampanyanın sonucudur; Only after yapısı kampanyanın etkisini sınırlanmadan sonraya atarak neden-sonuç ilişkisini tersine çevirir.
Kaynak hastalığın birkaç bölgeyle sınırlandığını söyler; bölgenin çoğunda yerleşik kaldığı iddiası sonucu tersine çevirir.
Effective as ... yapısı bir zıtlık kurar ve sürecin on yıldan çok uzun sürdüğünü söyler; kaynak ise sonucun on yıl içinde elde edildiğini vurgular.
Doğru cevap B
So effective did ... prove that devrik yapısı proved so effective that kalıbıyla düz cümleye çevrilmiştir. Once endemic throughout the region 'eskiden tüm bölgede yerleşik' anlamıyla formerly endemic across the region olarak, had been confined to a mere handful of districts ise persisted in no more than a few districts olarak doğru aktarılmıştır.
Booster doses are advocated chiefly because the protection conferred by the primary series tends to wane appreciably, albeit at rates that vary between individuals.
Kaynak azalma hızının kişiden kişiye değiştiğini söyler; at much the same rate in everyone bu bilgiyle çelişir.
Appreciably 'belirgin ölçüde' demektir; slightly azalmayı önemsizleştirerek ek dozun gerekçesini zayıflatır.
Kaynakta azalma genel bir eğilimdir ve bireyler arasında yalnızca hızı değişir; azalmayı zayıf yanıt verenlerle sınırlamak kapsamı daraltır.
Wane azalmak demektir; rarely fades korumanın pek azalmadığını söyleyerek ek doz önerisinin gerekçesini ortadan kaldırır.
Doğru cevap C
Advocated chiefly 'başlıca önerilir', conferred 'sağlanan', tends to wane appreciably 'genellikle belirgin biçimde azalır' anlamındadır. Albeit at rates that vary between individuals ise azalma hızının kişiden kişiye değiştiğini bildirir; doğru seçenek fades markedly ve how fast varies ifadeleriyle her iki bilgiyi de korur.
The correlation between early antibiotic exposure and later autoimmune disorders, while robust across cohorts, falls short of demonstrating that the former in any sense precipitates the latter.
Kaynak nedenselliğin hiçbir anlamda kanıtlanmadığını söyler; only partly triggers kısmi bir nedenselliği kanıtlanmış gibi sunar.
Robust across cohorts ilişkinin gruplar genelinde tutarlı olduğunu bildirir; in only some cohorts bu kapsamı daraltır.
Kaynak tutarlı ilişkinin nedenselliği kanıtlamadığını vurgular; Because ... it shows that tam tersine ondan nedensellik çıkarır.
In every case ifadesi nedenselliğin en azından bazı durumlarda geçerli olduğunu ima eder; kaynak ise in any sense ile her türlü nedenselliği kanıtlanmamış sayar.
Doğru cevap B
While robust across cohorts ilişkinin farklı gruplarda tutarlı biçimde görüldüğünü kabul eder; falls short of demonstrating ... in any sense ise herhangi bir anlamda nedensellik kanıtlanmadığını belirtir. Doğru seçenek holds consistently ve does not show ... in any way ifadeleriyle hem kabulü hem de sınırlamayı korur.
The data, while hardly conclusive, lend some credence to the hypothesis that the anomalous conductivity of the nanowires stems from surface defects rather than from impurities in their core.
Kaynak verilerin kesin olmadığını söyler; conclusively demonstrate kesinlik derecesini yükseltir.
Kaynak, kesin olmasa da verilerin hipotezi desteklediğini söyler; bu seçenek hipotezin reddedilmesi gerektiği sonucuna varır.
Rather than iki nedeni karşıt tutar; bu seçenek her ikisine eşit katkı yükleyerek karşıtlığı ortadan kaldırır.
Temkinli ifade korunmuş olsa da yüzey kusurları ile çekirdek safsızlıklarının rolleri yer değiştirmiştir.
Doğru cevap E
Hardly conclusive verilerin kesin olmadığını, lend some credence ise hipoteze bir ölçüde destek verdiğini belirtir. Far from decisive ve offer a degree of support bu iki derecelendirmeyi birlikte korur; rather than karşıtlığı da not in core impurities ile aynen aktarılmıştır.
The ductility of the alloy deteriorates precipitously once the grain size falls below a critical threshold, a phenomenon that had hitherto eluded explanation.
Kaynakta süneklik keskin biçimde azalır ve olgu açıklanamamıştır; bu seçenek ikisini de tersine çevirir.
Precipitously ani ve keskin düşüşü anlatır; gradually yanlıştır, ayrıca tane boyutunun eşiğin altına düşmesi yerine artması söylenmiştir.
Elude 'bir şeyin açıklanmaktan kaçması, yakalanamaması' demektir; araştırmacıların bilerek açıklamaktan kaçındığı anlamı taşımaz.
Kaynakta tane boyutunun düşmesi neden, sünekliğin azalması sonuçtur; bu seçenek ilişkiyi tersine çevirir.
Doğru cevap B
Ductility, malzemenin kırılmadan şekil değiştirebilme yeteneğidir ve capacity to deform without fracturing ile açıklanmıştır. Deteriorates precipitously declines sharply, hitherto eluded explanation ise had not been explained until then ile karşılanmış; koşul ilişkisi de aynen korunmuştur.
Nasıl çözülür?
- Cümlenin mantığını kısa bir Türkçe cümleyle özetle; şıkları bu özete göre ele.
- Zıtlık ve sebep bağlaçlarının yer değiştirmesine dikkat et: although ile because aynı anlamı vermez.
- Kesinlik derecesi değişmemeli: may, must, will aynı anlam değildir.
Konunun anlatımı: Anlamca en yakın cümle.
Sorular Fishenglish için özgün olarak yazıldı; ÖSYM'nin çıkmış sorusu değildir. Çıkmış sorular için ÖSYM bağlantılarına bak.
