Bu sayfada 2 bölüm
10 soru, açıklamalı
17–26. sorular. İki paragrafta beşer boşluk vardır; kelime, edat, bağlaç ve zaman sorulur. Şıkkını seç; doğru cevabı ve seçtiğin şıkkın neden olmadığını hemen oku.
Although the Universal Declaration of Human Rights was conceived as a non-binding statement of aspirations, by the 1970s several of its provisions (1) ---- as part of customary international law, a transformation few of its drafters had foreseen. The process was far from linear: governments that professed fidelity to the Declaration routinely (2) ---- its guarantees in practice, invoking national security or public order to justify sweeping derogations. Courts and treaty bodies have accordingly had to determine whether each derogation (3) ---- the guarantees enshrined in the Declaration's binding progeny was strictly required by the exigencies of the situation. (4) ---- such scrutiny is exercised rigorously, the doctrine of a 'margin of appreciation' risks degenerating into a pretext for judicial deference, effectively insulating states from accountability. Critics further contend that the universalist (5) ---- of the regime sits uneasily with the selective manner in which it has been enforced, lending credence to recurrent accusations of double standards.
(1) numaralı boşluğa ne gelmeli?
Have come to be recognised present perfecttir; 'by the 1970s' gibi geçmişteki bir zaman sınırıyla kullanılamaz.
Had come to recognise etkendir; hükümler bir şeyi tanıyan özne olamaz, tanınan nesnedir.
Are being recognised şimdiki zamandır; 1970'lere kadar tamamlanmış bir dönüşümü anlatamaz.
Would have recognised gerçekleşmemiş varsayımsal bir durumu bildirir ve etkendir; metin fiilen yaşanmış bir süreçten söz eder.
Doğru cevap D
'By the 1970s' geçmişte bir zaman noktası verir ve o noktaya kadar tamamlanmış bir süreci anlatmak için past perfect gerekir. Hükümler kendileri tanımaz, devletler tarafından tanınır; bu yüzden edilgen yapı da zorunludur. Had come to be recognised her iki koşulu da karşılar.
(2) numaralı boşluğa ne gelmeli?
Flaunt bir şeyi gösteriş amacıyla sergilemektir; flout ile karıştırılır, ancak kural çiğneme anlamı taşımaz.
Uphold güvenceleri korumak, onlara uymak demektir; istisna gerekçesi aranması ve sürecin düzgün ilerlememesiyle çelişir.
Codify kuralları yazılı hale getirmektir; ulusal güvenlik bahanesiyle istisna aranmasını gerektiren bir ihlal anlamı yoktur.
Ratify bir antlaşmayı onaylamaktır; bağlayıcı olmayan Bildirge onaylanmaz ve cümledeki ihlal anlamını vermez.
Doğru cevap B
Cümle, Bildirge'ye bağlılık iddia eden hükümetlerin uygulamada güvenceleri çiğnediğini ve bunu ulusal güvenlik gerekçesiyle meşrulaştırdığını anlatır. 'Far from linear' ve 'derogations' ifadeleri de ihlali gösterir. Flout bir kurala açıkça uymamak, onu hiçe saymak demektir.
(3) numaralı boşluğa ne gelmeli?
Against 'violation against' gibi yanlış bir çağrışımla seçilebilir, ancak derogation ile kalıp oluşturmaz ve 'ayrılma' anlamını vermez.
Upon 'encroachment upon' (hakka tecavüz) kalıbını çağrıştırır; derogation ise bir güvenceden ayrılmayı anlatır ve upon almaz.
With 'conflict with' gibi uyumsuzluk bildiren isimlerle kullanılır; derogation ile birleşmez ve istisna yoluyla ayrılma anlamını kuramaz.
Over 'primacy over' gibi üstünlük bildiren yapılarda kullanılır; derogation ile kullanılırsa güvencelerin üzerinde bir istisna gibi anlamsız bir ifade ortaya çıkar.
Doğru cevap E
Hukuk dilinde derogation, bir yükümlülükten ya da güvenceden istisnai olarak ayrılmayı anlatır ve sabit olarak 'derogation from' biçiminde kullanılır; fiil hali de 'derogate from' şeklindedir. Cümlede özne 'each derogation from the guarantees enshrined in the Declaration's binding progeny' kadar uzanır ve ana fiil 'was' ancak bundan sonra gelir. Devletin güvencelerden ayrılmasının zorunlu olup olmadığı sorgulandığı için from tek doğru edattır.
(4) numaralı boşluğa ne gelmeli?
Provided that olumlu koşul bildirir; bu durumda titiz denetim doktrinin bozulmasının şartı olur ki bu mantıksızdır.
As long as da olumlu koşul bildirir; titiz denetim sürdükçe devletlerin hesap vermekten kurtulacağını söylemek anlamca çelişkilidir.
Now that denetimin artık titizlikle yapıldığını varsayar ve bunu bozulmanın sebebi yapar; bu, cümlenin uyarı niteliğiyle çelişir.
Once denetimin titizleşmesini bozulmanın başlangıç anı yapar; titiz denetimin hesap verebilirliği azaltması mantıksızdır.
Doğru cevap A
Denetim titizlikle yapılmazsa takdir payı doktrini mahkemelerin devletlere boyun eğmesi için bir bahaneye dönüşebilir ve devletleri hesap vermekten korur. Bu olumsuz koşulu 'if ... not' anlamındaki Unless karşılar. Cümlenin mantığı, titiz denetimin bu tehlikeyi önlediği fikrine dayanır.
(5) numaralı boşluğa ne gelmeli?
Residue bir şeyden geriye kalan artıktır; evrenselci ideallerle seçici uygulama arasındaki gerilimi anlatmaz.
Repertoire bir kişinin ya da kurumun sahip olduğu beceri veya araçların yelpazesidir; rejimin temel değerlerini ifade etmez.
Cessation bir şeyin sona ermesidir; rejim sürmektedir ve seçici biçimde uygulanmaktadır.
Attrition zamanla aşınma, yıpranmadır; evrenselci aşınma diye bir kavram çifte standart eleştirisiyle karşıtlık kurmaz.
Doğru cevap C
Eleştirmenler, rejimin herkese eşit uygulanma iddiası taşıyan evrenselci ruhu ile seçici uygulanması arasında bir gerilim görür. Ethos bir yapının temel değerlerini ve ruhunu anlatır; 'sits uneasily with the selective manner' ve 'double standards' ifadeleriyle tam bir karşıtlık kurar.
Few problems in the foundations of physics have proved as (6) ---- as the so-called measurement problem: after nearly a century of debate, no consensus on its resolution has emerged. According to the formalism, an isolated system evolves deterministically as a superposition of possible states, yet every actual observation registers a single, definite outcome. Only when the system becomes entangled with its uncontrolled environment (7) ---- the interference between alternatives effectively vanish, a process physicists term decoherence. (8) ---- decoherence explains why superpositions are never witnessed at macroscopic scales, it does not by itself account for why one outcome rather than another is realised. Rival interpretations therefore diverge sharply in the ontological weight they are prepared to confer (9) ---- the act of measurement, some treating the collapse of the wave function as a genuine physical event, others insisting that it (10) ---- merely as an update in the observer's knowledge.
(6) numaralı boşluğa ne gelmeli?
Ephemeral kısa ömürlü demektir; neredeyse yüz yıldır süren bir tartışma ile çelişir.
Innocuous zararsız, önemsiz anlamına gelir; fiziğin temellerinde bir asırdır tartışılan bir sorunu nitelemez.
Expedient işe yarar, elverişli demektir; çözülemeyen bir problemi tanımlamak için anlamca tamamen ters düşer.
Ubiquitous her yerde bulunan demektir; cümlenin vurgusu yaygınlık değil, uzlaşma sağlanamamasıyla ortaya çıkan çözümsüzlüktür.
Doğru cevap C
İki noktadan sonra gelen açıklama, yaklaşık bir asırlık tartışmaya rağmen çözüm konusunda bir uzlaşmaya varılamadığını söyler. Bu durum, problemin çözüme direnen, içinden çıkılması güç bir sorun olduğunu gösterir; intractable tam olarak bu anlamı taşır.
(7) numaralı boşluğa ne gelmeli?
Is yardımcı fiili yalın fiil vanish ile kullanılamaz; is vanishing gibi bir yapı gerekirdi.
Has been ardından -ing (has been vanishing) ya da edilgen için üçüncü hal ister; yalın vanish ile kullanılamaz. Vanish geçişsiz bir fiil olduğu için edilgen yapı da kurulamaz.
Do çoğul öznelerle kullanılır; buradaki özne tekil the interference olduğu için uyum bozulur.
Did geçmiş zaman bildirir; oysa paragraf becomes gibi geniş zaman fiilleriyle genel bir fiziksel süreci anlatır.
Doğru cevap A
Cümle 'Only when' ile başladığı için ana cümlede özne ile yardımcı fiil yer değiştirir. Ana fiil yalın haldeki vanish olduğundan ve genel bir bilimsel gerçek geniş zamanla anlatıldığından, tekil özne the interference için does gerekir.
(8) numaralı boşluğa ne gelmeli?
Inasmuch as 'mademki, -dığı için' anlamında neden bildirir; dekoheransın bir şeyi açıklaması, başka bir şeyi açıklayamamasının nedeni değildir.
So long as 'olduğu sürece' anlamında bir koşul kurar; dekoheransın açıklama gücü bir koşul olarak değil, kabul edilmiş bir olgu olarak sunulmaktadır.
Given that 'göz önüne alındığında' anlamıyla bir gerekçe sunar; ilk yarı ikinci yarının gerekçesi değil, onunla karşıtlık içindedir.
Lest 'olmasın diye' anlamında olumsuz amaç bildirir ve genellikle should ya da yalın fiil ister; hem anlam hem yapı açısından cümleye uymaz.
Doğru cevap E
Cümlenin ilk yarısı dekoheransın neyi başarıyla açıkladığını kabul eder, ikinci yarısı ise tek başına neyi açıklayamadığını belirtir. Kabul edilen bir olgu ile onun sınırlılığı arasındaki bu karşıtlık, 'her ne kadar ... -se de' anlamına gelen ve although ile eş anlamlı olan Much as ile kurulur. Diğer seçenekler biçimce benzer olsa da neden, koşul ya da amaç bildirir.
(9) numaralı boşluğa ne gelmeli?
To, attribute ya da accord fiillerinin kalıbını ve hemen önceki prepared to yapısını çağrıştırsa da confer fiili 'yüklemek, bahşetmek' anlamında to değil on/upon alır.
Confer with 'biriyle görüşmek, danışmak' anlamına gelir; bir şeye ağırlık yüklemek anlamını vermez.
Confer for standart bir kalıp değildir; ağırlığın yüklendiği hedef for ile gösterilmez.
Confer from kalıbı yoktur; from edatı kaynak bildirir, oysa burada ağırlığın yüklendiği hedef söz konusudur.
Doğru cevap B
Confer fiili 'bir şeye önem, statü ya da nitelik bahşetmek, yüklemek' anlamında confer something on/upon something kalıbıyla kullanılır. Burada nesne olan the ontological weight ilgi cümlesiyle öne alınmış, fiil ise on edatıyla the act of measurement ifadesine bağlanmıştır. Cümle, rakip yorumların ölçüm eylemine ne kadar ontolojik ağırlık yüklemeye razı olduklarında ayrıştığını anlatır.
(10) numaralı boşluğa ne gelmeli?
Construes etken çatıdadır ve çöküşü yorumu yapan özne konumuna koyar; ayrıca ardından nesne gerektirir.
Should construe da etkendir; çöküşün kendisinin bir şeyi yorumlaması anlamsızdır.
Ought to have construed etken çatıda geçmişe dönük bir gereklilik bildirir; yorumlanan şey olan çöküşü yorumlayan konuma yerleştirir ve nesnesiz kalır.
Is construing etken sürekli zamandır; çöküşü yorumu yapan özne konumuna koyar ve ardından nesne gelmediği için anlamsız kalır.
Doğru cevap D
Buradaki it dalga fonksiyonunun çöküşünü (the collapse) gösterir; çöküş bir şeyi yorumlayan değil, yorumlanan şeydir, dolayısıyla edilgen yapı gerekir. Seçenekler arasında edilgen olan tek biçim should be construed (yorumlanmalıdır) biçimidir: çöküş, gözlemcinin bilgisindeki bir güncelleme olarak yorumlanmalıdır.
Nasıl çözülür?
- Önce paragrafı boşluklara takılmadan bir kez oku; konuyu ve tonu anla.
- Her boşlukta sağ ve sol cümleye birlikte bak: bağlaç boşlukları iki cümle arasındaki ilişkiyi ister.
- Zaman boşluklarında paragrafın genel zamanına uy.
Konunun anlatımı: Cloze test.
Sorular Fishenglish için özgün olarak yazıldı; ÖSYM'nin çıkmış sorusu değildir. Çıkmış sorular için ÖSYM bağlantılarına bak.
