Bu sayfada 4 bölüm
Sınavda nasıl soruluyor?
Kelime sorularının bir bölümü, birbirine anlamca ya da biçimce benzeyen kelimeleri yan yana koyar: affect / effect, economic / economical, sensible / sensitive, raise / rise, adapt / adopt, lie / lay, principal / principle. Şıkların dördü de "olur gibi" görünür; farkı cümledeki nesne, edat ya da anlamın incelik payı belirler.
Biçimce benzeyenler
- affect (fiil: etkilemek) / effect (isim: etki; fiil olarak "gerçekleştirmek", seyrek)
- economic (ekonomiyle ilgili: economic growth) / economical (tasarruflu: an economical car)
- historic (tarihi öneme sahip: a historic decision) / historical (tarihle ilgili: historical documents)
- sensible (mantıklı: a sensible decision) / sensitive (hassas: sensitive skin, a sensitive issue)
- adapt (uyarlamak, uyum sağlamak: adapt to) / adopt (benimsemek, evlat edinmek: adopt a policy)
- raise (nesneli: raise prices) / rise (nesnesiz: prices rise; rose, risen)
- lie (uzanmak: lie down; lay, lain) / lay (yatırmak, koymak: lay the table; laid)
- principal (başlıca; müdür) / principle (ilke)
- stationary (sabit) / stationery (kırtasiye)
- loose (gevşek, sıfat) / lose (kaybetmek, fiil)
- assure (temin etmek: assure someone that) / ensure (sağlamak: ensure that) / insure (sigortalamak)
- alternate (dönüşümlü) / alternative (seçenek)
- comprehensive (kapsamlı) / comprehensible (anlaşılır)
- considerable (hatırı sayılır, büyük) / considerate (düşünceli)
- industrial (sanayiyle ilgili) / industrious (çalışkan)
The new regulations are likely to have a considerable effect on small businesses.
"Have a ... on" isim ister → effect. "Affect" fiil olduğu için "have an affect" olmaz.
Çözümlü örnek
That the settlement was never enclosed by defensive walls does not in itself ---- the inference that inter-communal violence occurred, for a striking proportion of the skulls recovered from beneath house floors bear healed depression fractures.
Circumvent bir engeli ya da kuralı dolanıp aşmaktır; surların yokluğu bir çıkarımı dolanamaz, olsa olsa onu dışlar ya da dışlamaz.
Deter birini caydırmak demektir ve kişiyi nesne alır; bir çıkarım caydırılamaz.
Forgo bir şeyden gönüllü olarak vazgeçmektir; surların yokluğunun bir çıkarımdan vazgeçmesi anlamsızdır.
Thwart bir planı ya da girişimi boşa çıkarmaktır; bir çıkarımın varlığını dışlamayı anlatmaz.
Doğru cevap D
Preclude bir olasılığı ya da çıkarımı baştan imkansız kılmak demektir. Sur olmaması şiddetin yaşandığı çıkarımını dışlamaz, çünkü kafataslarındaki iyileşmiş kırıklar şiddeti kanıtlar; preclude the inference yerleşik bir kullanımdır.
Bu tipten 10 soru daha: Kelime Soruları.
Konunun devamı
Uygulamadaki bölümler
- Anlamca yakın olanlar
- Çözüm yolu
